View high resolution
“Var olmak ya da olmamak, mesele bu.
Gözü dönmüş talihin sapına, oklarına,
İçin için katlanmak mı daha soylu,
Yoksa, bir dertler denizine karşı silaha sarılıp
Son vermek mi onlara? ölmek,uyumak…
Hepsi bu…ve bir uykuyla
Yürek sızısına ve bedeni bekleyen
Binlerce darbeye son verdik diyebilmek.
Hangi insan gönülden istemezdi bu bitişi?
Ölmek, uyumak… uyumak, belki rüya görmek.
Ha! iş burda. Çünkü o ölüm uykusunda,
Şu fani bedenden sıyrılıp çıktığımızda,
Göreceğimiz rüyalar bizi duraksatır ister istemez.
İşte felaketi onca uzun ömürlü kılan da bu
Kim katlanırdı yoksa zamanın kırbaçlarına, küfürlerine,
Zorbanın haksızlığına, kibirli adamın hakaretine?
Hor görülen aşkın acılarına, adaletin gecikmesine,
Devlet görevlisinin kendini bilmezliğine;
Sabırla bekleyen erdemli kişinin,
Değersiz insanlardan gördüğü muameleye,
İnsan yalın bir hançer darbesiyle hesabı kesebilecekken?
Kim katlanırdı, bu yorgun yaşamın yükü altında
Homurdanıp terlemeye,
Ölümden sonraki bir şeyin korkusu olmasaydı?
Sınırlarını bir geçenin bir daha dönmediği
O bilinmeyen ülkenin korkusu kafamızı karıştırıp
Bizleri, tanımadığımız dertlere koşup gitmektense
Başımızdakilere katlanmak zorunda bırakmasaydı?
İşte bunları düşündükçe
Ödlek olup çıkıyoruz hepimiz,
Ve işte böyle kararlılığın doğal rengi,
Endişenin soluk gölgesiyle bozuluyor;
Bulutları hedef alan büyük ve iddialı atılımlar
Bu yüzden yörüngesinden sapıyor
Ve bir girişim olmaktan çıkıyor adları. “
İnsanlar bana “Hem Bukowski hem de Shakespeare okuyorsun, çelişki değil mi bu? diyorlar.
Shakespeare Bunu Asla Yapmazdı’yı okumadım; ama Bukowski’nin birçok kitabını bitirmiş biri olarak onun Shakespeare hakkında ne düşündüğünü biliyorum haliyle. Olgun yapısının tersine bir ilkokul çocuğu edasıyla sevmiyor onu. Aslında içinde bulunduğum bir grup olan Bukowski severler bana bu ifademden dolayı kızabilirler, cuk oturan bir benzetme: Bukowski’nin Shakespeare’e tutumu, bir liselinin “Bana ne fizikten felsefeden yea” demesi gibi. Seni not olarak, zaman ve çalışma olarak sıkan adamın aleyhine konuşmak yalnızca bu. Okul yıllarında çok çektirmiş öğretmenleri böyle edebiyatçılardan.
“Tarzını beğenmiyordur.” da diyebilirsiniz. Kusruma bakma Bukowski; ne senden ne de yukarıdaki dizelerin yazarından vazgeçebilirim.
- Sade: Hanımefendi, lütfen köpeğinize sahip çıkın.
- Kadın: Köpekleri sevmez misiniz?
- Sade: Hayır; ama ben kadınlar tarafından yalanmayı tercih ederim. Ya da ısırılmayı.
Tiryaki Sözleri’nden Seçmelerim
Edebiyat dersi aracılığyla tanıdım Cenap Şahabettin’i. Her ne kadar dilde yalınlaşmaya sıcak bakmasa da bu, onun yazdıklarını beğenmememizi gerektirmez.
Aşağıda özdeyiş tarzında yazdığı kitabı Tiryaki Sözleri’nden beğendiğim kısımları paylaştım. İyi okumalar.

















Biraz da yazıyla.
- Ne bütün varını yiyip ölmüş vardır ne de her fikrini söyleyip susmuş.
- Yüz kere asırların imbiğinden süzülmüş fikirleri bile herkese kabul ettiremeyiz.
- Yeryüzü yaşlandıkça üzüntüleri, dertleri artıyor, insan gibi!
- Ruhu kör odur ki, önündeki tarihi, geçmiş tarih gibi açıkça göremez.
- Ancak cücelerdir ki küçüldüklerini hissetmezler.
- Halk yalanla avutanı, gerçekle korkutana tercih eder.
- Tarihe insan her istediğini söyletebilir; çünkü ölüler itiraz edemez.
- Kafalar boş durdukça kalınlaşır.
- İyi insan dediğimiz, kendimize en çok benzeyendir.
- Gerçek özgürlük, yüksek düşüncelere tutsak olmaktır.
- Başarı, en etkili leke sabunudur.
- Bugün sigara içmemeyi başardım; zira cebimde açılmamış bir paket vardı.
- Şiir sevmem, diyen, şiirden anlamadığını itiraf etmiş olur.
- Hayatlarında sesleri duyulmayanların vefatlarında da sesleri duyulmaz.
- Daima gözümüzü açmalıyız ki hayatı rüya sanmayalım.
- Dümeni dinlemeyen gemi er geç karaya oturur.
- Yanan kıvılcım sönük volkandan güçlüdür.
View high resolution
Yaşamı çok ciddiye almadım…
O da beni ciddiye almadı…
Yokmuşum gibi davrandı.
Olsun küskünlüğüm yok!
Zaten büyük hesapların adamı olmadım hiç!
Bir an sonrası belli olmayan yaşamda
Uzun vadeli planlar yapmadım.
Her an bir yerlere gidecekmiş gibi
Valizimi hazır beklettim.
İkiyüzlüler maske takmamı istediler.
Bıyık altından gülenler de oldu…
Olsun; geceleyin yastığa başımı rahat koyuyorum ya,
Bu yeter bana!
Şöyle geriye dönüp mazime baktığım zaman,
Çok da kaybettiğim bir şey yok aslında.



